|
|
|
Nostalji Köşesi
"Emniyet Öğütleri adlı kitaptan;
Kok Söndürme Makinisti Arkadaş! Kok söndürme arabasını klavuz arabasına uygun şekilde yanaştır. Klavuz arabası makinisti ile anlaşarak itici makinistine gerekli sinyali ver. Bu meyanda da itilen kokun söndürme arabasının içinde yayılmasını sağla.
Kok Söndürme Makinisti Arkadaş! Kok söndürme arabasının boşaltma kapağını tam kapat. Aksi halde kok yere boşalır.
Kok Söndürme Makinisti Arkadaş! Kok fırınını boşaltırken kok fırında çalışır çıkmazsa, fırının kapaklarını tekrar kapat, bir müddet bekle. Bu hareketi bir iki kere tekrar et. Yine fırını itici ile boşaltamazsan aksi halde klavuz arabası tarafından gelberi ile bir yerini yakmadan fırını boşalt.
Kok Söndürme kulesi Tulumbacısı Arkadaş! Söndürme kulesine su basan tulumbaya yol vermeden önce kaplinini elinle çevir, kaplin rahat dönmüyorsa tulumbaya yol verme. Şayet kaplin rahat dönüyorsa tulumbaya yol verdikten sonra tekrar stop et bilahare de tam yol ver."
E.K.İ.nin madencilerin eğitimi için hazırlattığı kitaptan.
Yazarı Osman Böke
Madenci heykeli yetim kaldı
Kültür ve Sanat Servisi
Zonguldak Maden İşçileri Anıtının yaratıcısı heykeltıraş Prof.Dr. Tankut Öktem trafik kazasında hayatını kaybetti. Öktem son olarak yine bir trafik kazasında aramızdan ayrılan Barış Akarsu'nun bir heykeli üzerine çalışıyordu. Akarsu'nun heykelini ise duygusal nedenlerle planladığını belirten ünlü heykeltıraş vefat etmeden önce heykelin büyük bölümünü ise bitirmiş. Üsküdar'da meydana gelen trafik kazasında ünlü heykeltıraş Prof Dr. Tankut Öktem öldü, kızı ve eşi yaralandı.
PROF. DR. TANKUT ÖKTEM
"Prof. Dr. Tankut Öktem, 1940 yılında Konya'da doğdu. 1965 yılında bitirdiği İstanbul Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu (İDTGSYO) Seramik Bölümüne 1966 yılında asistan seçilen Prof. Öktem, 1970 yılında aynı okulun öğretim üyeliğine geçti. 1974-1975 yılları arasında Seramik Bölüm Başkanlığı, 1980-1982 yılları arasında İDTGSYO Müdürlüğü yapan Prof. Öktem, 1983-1985 yılları arasında Tatbiki Güzel Sanatlar'ın Marmara Üniversitesi oluşundan sonra Heykel Bölümünü kurdu ve ilk başkanı oldu. 1986'dan bu yana profesör olarak öğretim üyeliğini sürdüren Tankut Öktem, 1993-1996 yılları arasında Marmara Üniversitesi Seramik-Cam Bölümü Başkanlığını, 1999'a kadar Fakülte Senatörlüğünü ve YÖK Sanat Milli Komitesi Marmara Üniversitesi Temsilciliğini yaptı.
Çok sayıda eseri ve ödülü bulunan Prof. Öktem, 1999 yılında ''Devlet Sanatçısı'' seçildi. 1973 yılına kadar modern heykeller yapan, 1970'li yıllarda figüratif çalışmalara başlayan ünlü heykeltıraş Öktem, daha sonra çok figürlü anıtlar yapmaya yöneldi.
Anıtlarında Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ve Milli Mücadele yıllarını konu edinen Prof. Öktem'in eserleri arasında, dünyanın en yüksek üçüncü anıtı olan Kuvayi Milliye ve Atatürk Anıtı, Atatürk ve Harbiyeli Anıtı, Çanakkale Şehitliği'nde yer alan Yaralı Asker Anıtı, Amasya Tamimi Anıtı, Zonguldak Maden İşçileri Anıtı, Kastamonu Türk Kadınları Anıtı, Balkan Savaşı Anıtı, Magosa Büyük Özgürlük Anıtı, Atatürk-İnönü-Fevzi Çakmak Anıtı, Nazım Hikmet Heykeli, Uğur Mumcu Anıtı, Deniz Kızı Heykeli, Piyade Atatürk Anıtı ve Seul'de bulunan Sevgi Anıtı da bulunuyor."
İstanbul'da geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden, ünlü heykeltıraş Tankut Öktem, son röportajını Anadolu Ajansı'na vermişti. Röportajda yine bir kazadan bahsediliyor. Geçtiğimiz hafta meydana gelen uçak kazasında, Atlasjet uçağının Isparta'nın Keçiborlu ilçesi yakınlarındaki Türbetepe'de düşmesinin ardından Isparta İl Genel Meclisi'nin uçağın düştüğü bölgeye anıt mezar yapılması yönünde karar alması üzerine AA muhabirinin görüşüne başvurduğu Öktem, o anda anıt mezar için kafasında oluşan düşüncelerini anlatmıştı. Öktem, "Ben olsam o tepeye çok uzaklardan görülebilecek şekilde bir uçak kanadı diker, ucuna ışık koyar, üzerine de kazada hayatını kaybeden insanlarımızın yüzlerini resmederim. Anıtın üzerine ayrıca kazayı unutturmayacak bir de yazı yazarım. Işık, anıt mezarın hem geceleri çok uzaklardan hem de o bölgeden geçen uçaklar tarafından görülmesini sağlar. Böylece pilotlar da anıtı görünce hem meslektaşlarını anar hem de bir daha oradan geçmemeyi akıl ederler. İnsanların seyredebileceği mesafeye yapacağım, kazada ölen insanların güzelliğini ve masumiyetini işleyeceğim resimlerle de o insanların unutulmamasını sağlarım" diye yanıt vermiş.
Bu arada, röportaj sırasında "Devlet büyüklerinin ilgisizliğinden" yakınan Öktem, "Anıt mezar önerisinin güme gitmemesi için" bu açıklamalarının daha sonra yazılmasını istemişti. Öktem, Bursa'nın Gemlik ilçesine bağlı Küçükkumla beldesindeki atölyesinin 6 Mart 2006 tarihinde yandığını anımsatmış, "Atölyem yandıktan sonra devletin çeşitli kademelerinden bir geçmiş olsun dileği bekledim. Bu, Bursa Valiliği dahil bir tek kişinin bile aklına gelmedi."
Üsküdarda meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden ünlü heykeltıraş Prof. Dr. Tankut Öktem için öğretim üyesi bulunduğu Marmara Üniversitesinde düzenlenecek törenin ardından Gemlik'te toprağa verilecek. (Kaynaklar AA muhabiri Şengül Önder'in röportajı, Milliyet gazetesi)
|
|
|
Gülümseyen Düşünceler
Kafka
"-Neden hep "ilk günahtan dolayı yakınırız? Cennet2ten "İlk günah" yüzünden kovulmadık, "Yaşam Ağacı"ndan dolayı kovulduk, onun yemişlerinden yemeyelim diye."
*
Kafka
"-Sadece Bilgi Ağacı'nın yemişlerini yemiş olduğumuz için değil, Yaşam Ağacı'nın yemişlerinden hala yemediğimiz için günahkârız. İçinde bulunduğumuz durumdan dolayı günahkârız, İlk Günah'tan dolayı değil."
*
Kafka
"-Cennet'te yaşamak için yaratılmıştık ve Cennet bize hizmet etmek için tasarlanmıştı. Daha sonra yazgımız değiştirildi; Cennet'in yazgısında da bir değişiklik oldu mu, bu hiçbir yerde belirtilmiyor."
*
Kafka
"-Istırap yalnızca burada ıstıraptır. Bu, burada ıstırap çekenler bir başka yerde çektikleri ıstıraptan dolayı ödüllendirilecek anlamına gelmez. Bunun anlamı şudur: bu dünyada ıstırap diye adlandırılan şeyin bir başka dünyada değişmeyip sadece karşıtından bağımsız kılınacağı ve mutluluğa dönüşeceğidir."
|
|
'Ayak Altında' Zonguldak'ta ilk kez gösterildi
Yönetmenliğini M. Cem Öztüfekçi'nin yaptığı ve bu yıl pek çok kısa film festivalinin gözde eserlerinden biri olarak oynatılan 'Ayak Altında' "4 Aralık Madenciler Günü" dolayısı ile Zonguldak'ta ilk kez gösterildi. TTK Kozlu Müessese Müdürlüğü Konferans salonunda madencilerin bulunduğu ortamda yapılan gösterim sonrası madencilerle 'Ayak Altında'nın genç yönetmeni M. Cem Öztüfekçi arasında film üzerine söyleşi gerçekleştirildi. Salonda az sayıda da olsa üniversite öğrencisi vardı. Söyleşi karşılıklı soru cevap yöntemi ile yapıldı. Genellikle filmde işlenen Zonguldak, madenciler ve sendikacılığın yansıtılış biçiminden kaynaklanan biçimler üzerinde duruldu. 'Ayak Altında' madencilerden genelde olumlu eleştiriler aldı, filmin genç yönetmenine Zonguldaklı madenciler başarılar diledi. Öztüfekçi filmine esin veren kaynağın salonda bulunan Ahmet Öztürk'ün bir haberine dayandığını da belirtti.
Özellikle sendikacılık konusunda gelen sorular üzerine yönetmen Öztüfekçi "benim ideolojime göre sendikacılık zoraki yapılacak bir iş değil, ben filmimde sarı sendikacıyı gösterdim. Filmimin senaryosunu hazırlarken özellikle gazetelerde çıkan haberlerden yararlandım. Fakat bu haberler bile gazetesine göre değişiyor. Geçenlerde basında yer alan Coca Cola firmasında çalışan işçilerin dramını gördük İşçiler sendikaya üye olduğu zaman işten çıkarılmalar da oluyor." Şeklinde konuşan Öztüfekçi'ye göre sendikacı olup neden sendikacı olduğunu bilmeyende var.
Öztüfekçi " Genel Maden İşçileri Sendikası ile görüşmelerine rağmen filme destek vermediklerini" söyledi. Salondaki Sendika temsilcilerinden gelen soru üzerine Öztüfekçi Sendikalaşmaya inandığını şu sözlerle dile getirdi: "İşçileri sendikalı yapmanın bir zorunluluk olması yerine onun eğitim seviyesine göre anlatılıp, ikna olacaksa ikna edilmesi gerektiğine inanıyorum. Herkesin sendikalı olması da çok sağlıklı bir durum değil. Kendi adıma sağlıklı sendikalaşmaya ve örgütlenmeye inanıyorum. Biliyorsunuz dünya düzeni bunu dağıtmak üzerine kurulu. Ne kadar örgütlenilirse en azından o kadar iyi bir dünya üzerinde yaşayacağımızı düşünüyorum" dedi.
Filmdeki bazı detayların belki bire bir günümüzdeki gerçekleri yansıtmasının mümkün olmadığını belirten genç yönetmen "bu kurmaca bir film. Her şeyin gerçekteki gibi olması gerekmiyor. Filmdeki asansör aktif değildi. Ama benim buraya gelmeden önce kafamda kurduğuma yakındı. Sağ olsunlar film için ondan faydalanabilmemizi sağladılar"… Diye konuştu.
Yine filmdeki senaryodan kaynaklanan madencinin birahane, iddia oyunu gibi yerlerde dolaşmasının bu filmin uluslar arası arenada dolaşırken 'madencinin imajını zedeleyebileceğini belirten bir izleyici eleştirisini şöyle belirtti: "Filmin madencinin iyi bir aile yaşantısına sahip, hayata daha sevecen baktığını gösteren bir yanının olmasını da isterdim. Mesela benim hayatımdan hiç kesit yok orada Ben akşam eve gittiğim zaman karım bana hoş geldin…der." Bunun üzerine salonda gülüşmelerde oldu. İzleyici eleştirisini "demek istediğim şu, filmdeki gibi bir kesimin yanında benim gibi madencilerinde olabileceği gösterilmeliydi. Zonguldak'ı filme göre ele aldığınızda madenci iddia bayi, birahane, cami, bir de eski liman; ama bu böyle değil.. Spor salonu, sosyal hayat bu da var" diyerek tamamladı.
Cem Öztüfekçi ise teşekkür ederek verdiği yanıtta "ben öğrenciyim. Ancak kısa filmde hayatın her anını anlatamazsınız. Ben filmimde en alt sınıfı göstermeye çalıştım. Siz şef adamsınız, spor salonuna gidebiliyor olabilirsiniz ama herkes öyle değil" dedi.
Filmin maliyeti ile ilgili olarak gelen bir soruyu ise yine Öztüfekçi yanıtladı: "Kullandığınız ekipmana göre filmin maliyeti değişebiliyor. Ancak bunun dışında kamera cihazı, ışık tertibatı, ekibin yevmiyesi, yemekler, yol paraları gibi bir sürü gider var Bu tür giderleri bir kurumu ziyaret ederek asgariye indirmeye çalıştıklarını belirten Öztüfekçi, şehirde pek çok kurum ve kuruluşun kendilerine yardımcı olduklarını belirtti. Filmin gerçek bütçesinin ise " eğer herkes hak ettiği şekilde, piyasadaki kaşeler ödenseydi 80 milyar dolayındaydı sadece izlediğiniz bu kısa filmin bütçesi Ancak yardımlarla bu oran daha aşağılara çekildi…"
Başka bir izleyici ise diyalogların çok gerçekçi olduğunu belirtti. Filmdeki küfürlerinde yaşamdaki ile örtüştüğü belirtildi. Öztüfekçi salonda yine gülüşmelerle karşılanan bu soruya da teşekkür ederek bunu iyi bir eleştiri kabul ediyorum. Çünkü sinemada gerçekçi diyalog yazmak zordur. Çoğu zaman tiyatroda olduğu gibi konuşmalara düşmek düşme tehlikesi vardır. Bunlar benim senaryoda yazdığım diyaloglar ama çalışma sırasında oyuncu arkadaşların işçilerle konuşmaları da filme yansıdı. Ben halen daha da iyi olabileceğini düşünüyorum." Küfür konusunda ise gerçek hayatta bunun olduğu, çağdaş sinemada kullanıldığı belirtildi. İzleyici olarak bulunan madencilerden küfrün kullanıldığını, bunun da doğal olduğunu vurguladılar. Öztüfekçi "madenciler küfrü edebiyat haline getirerek çok iyi kullanıyorlar, bunu fark ettim" dedi. "Kullandığımız yer doğru olduğu müddetçe küfür dilin bir parçası" saptamasında birleşildi. Filmle ilgili detayları www.oztufekci.com . internet adresinden bulabilirsiniz.
|
|
|
Dr. M. Emin
Tözün tarafından "HİTİTLER"
Kültür ve Sanat Servisi
ZKÜ Mezunlar Derneği kültür sanat etkinlikleri Dr. M. Emin Tözün tarafından "HİTİTLER" adlı slayt-anlatı çalışması ile başladı.
Sanal ortam üzerinde Zonguldak Karaelmas Üniversitesinden mezun olanları buluşturan dernek, bundan böyle daha aktif olmak için kültürel etkinliklerde düzenleyeceğini belirtmişti. 5 Aralık 2007 Çarşamba günü saat 16.00'da, Dr. M. Emin Tözün tarafından yapılan "HİTİTLER" gösterisini kalabalık bir izleyici topluluğu takip etti.
Dr. M. Emin Tözün "HİTİTLER" adlı dia gösterisinin üzerine konuşma yaparak ilgi çekici bir sunum yaptı. Günümüzden 4 bin sene önceye rastlayan Hititlerin Anadolu'nun en eski uygarlıklarından biri olduğu, genellikle barışçıl oldukları, son zamanlara kadar etnik olarak bilim insanları tarafından Türk veya Çerkez olabileceklerinin ortaya atıldığı dile getirildi. Tözün dialarını uzun yıllar öncesinden itibaren çoğu zaman otobüslerle yol alarak oluşturduğunu belirtti.
İkinci etkinlik ise aynı dizinin parçası olarak EGE UYGARLIKLARI-I adı altında yine Dr. M. Emin Tözün tarafından 7 Aralık 2007 Cuma günü (bugün) saat 16.00'da, yine Üniversitenin Konser ve Gösteri Salonunda yapılacak. Bugün:
Etkinlik : EGE UYGARLIKLARI-I Slayt Gösterisi
(Dr. M. Emin TÖZÜN)
Tarih : 7 Aralık 2007, Cuma
Saat : 16.00
Yer : ZKÜ Konser Salonu
(Üniversite'nin İncivez tarafındaki alt kapısından girilecek)"
meteariftokmak@gmail.com
Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın
|
|